Survivor 2026 Ünlüler Takımı yarışmacısı Deniz Çatalbaş, güzelliğinin yanı sıra başarılı performansıyla da dikkat çekiyor. Survivor başladığından beri “Deniz Çatalbaş kimdir, kaç yaşında, nereli?” soruları sıkça araştırılıyor. İşte Flash Model Ajansı çatısı altında çalışmalarını sürdüren, Survivor 2026’nın dikkat çeken yarışmacısı Deniz Çatalbaş’ın başarılı kariyer hikayesi…
Yazı: Özge Zeki
Deniz Çatalbaş’ın hikayesi, sekiz yaşında Fenerbahçe Spor Kulübü’nün altyapısında başlayan bir basketbol topunun sesiyle açılıyor. Çocukluğunu sitenin basketbol ve futbol sahalarında geçiren Çatalbaş için spor, yalnızca bir uğraş değil; karakterini, disiplinini ve hayata bakışını şekillendiren temel bir yapı taşı. Fenerbahçe altyapısına seçilmesiyle birlikte hayatı bambaşka bir ritme giriyor.
Fenerbahçe Koleji’nde sporla iç içe geçen eğitim hayatı, Deniz Çatalbaş’a erken yaşta disiplin ve dayanıklılık kazandırıyor. Sabahın altısında başlayan antrenmanlar, dersler, akşam tekrar spor ve geceleri yapılan ödevler… Sosyal hayata neredeyse hiç alan bırakmayan bu tempo, ona önemli bir gerçeği öğretiyor: Sınırların büyük bir kısmı zihinde. Bugün hayatının her alanında bu disiplinin karşılığını aldığını söylüyor.
Genç yaşta profesyonel basketbol kariyerini noktalaması ise onun için ciddi bir kırılma noktası. Yaşadığı bir sağlık problemi, onu daha sürdürülebilir bir yol aramaya itiyor. O güne kadar “benim dünyam” dediği bir kapı kapanırken, başka kapıların da var olduğunu fark ediyor. Basketbol sonrası pilates eğitmenliği gibi farklı alanları denese de kendini oyunculukta iyi ifade ettiğini görüyor.

İlk set deneyimiyle birlikte oyunculuk dünyasının basketbola sandığından çok daha fazla benzediğini fark ediyor. Seti bir takım, yönetmeni bir koç, rol arkadaşlarını ise takım arkadaşları gibi görüyor. Bu tanıdık yapı, ona sanki ara verdiği bir oyuna geri dönüyormuş hissi veriyor. Oyunculuk eğitimi ise Deniz Çatalbaş için yalnızca mesleki değil, kişisel bir dönüşüm süreci oluyor.
Best Model of Turkey 2020’de Türkiye ikincisi olması, planlı bir hedefin değil; doğru yönlendirmelerin sonucu. Ardından Arka Sokaklar’daki “Aslı Komiser” rolü geliyor. Çocukluğundan beri izlediği bir projede yer almak, üstelik aksiyon yönü güçlü bir karakterle ilk set deneyimini yaşamak, özgüvenini artırıyor. Spor geçmişi sayesinde aksiyon sahnelerinde zorlanmıyor; Arka Sokaklar setini ise kendi deyimiyle bir okul gibi görüyor.
“Hür” dizisinde yaşadığı F-16 uçuşu ve 9G simülasyonu ise kariyerindeki en sıra dışı deneyimlerden biri. Böyle bir teklifin hayatta belki bir kez geleceğini düşünerek hiç tereddüt etmeden kabul ediyor. F-16 ile uçmak, onun için tarif edilmesi güç bir yoğunluk ve hız deneyimi. 9G simülasyonunda ise nefes ve vücut kontrolünün hayati önemini birebir yaşıyor.
Sporcu altyapısı, rol hazırlıklarında ona büyük avantaj sağlıyor. Vücudunu iyi tanıması ve kas hafızası sayesinde fiziksel beceriler gerektiren sahnelere hızla adapte olabiliyor. At binmeyi bilmediği hâlde bir sahne için ilk kez ata binip dört nala koşması, bu cesaretin ve beden farkındalığının bir sonucu.
Uluslararası yayımlanan Aşk ve Gurur dizisiyle dünyanın pek çok yerinden geri dönüşler almak, Deniz Çatalbaş için hem şaşırtıcı hem de motive edici olmuş Yaptığı işin sınırları aşabildiğini görmek, ona güç veriyor. Bugüne kadar kendisini en çok dönüştüren karakterin ise “Hür” dizisindeki Üsteğmen Nazlı Korkmaz olduğunu söylüyor. Kadın pilotların hikâyelerini dinlemek, onun milli duygularını derinleştiriyor ve Türk kadınının cesaretini yeniden hatırlatıyor.
Survivor teklifini aldığında ise bunu bir meydan okuma olarak görüyor. Sporcu kimliğiyle kendini bu şartlarda test etmek istiyor. Kondisyonuna güveniyor ama açlığın ve olası zorlukların farkında. Marmara Üniversitesi Spor Akademisi mezunu olan Çatalbaş, oyunculuk döneminde bile sporu hiç bırakmadığını; sabahları erken saatlerde antrenman yapıp sete gittiğini anlatıyor. Survivor için ekstra çalışsa da orada her şeyin pek çok faktöre bağlı olduğunu biliyor.
Survivor’ın ona katacağı en önemli şeylerden biri ise dijital detoks. Telefonların hayatımızdaki görünmez bağımlılığına dikkat çekiyor. Orada, saatlerce bir ağaca bakmanın bile zihni “fabrika ayarlarına” döndüreceğine inanıyor. Ona göre herkesin böyle bir dijital arınmaya ihtiyacı var.


















































